Alzheimer Hastasıyla Birlikte Nasıl Yaşarız?

Alzheimer Hastasıyla Birlikte Nasıl Yaşarız?

Alzheimer her ne kadar psikiyatrik bir hastalık sanılsa da nörolojik bir hastalıktır. Bireyi zaman içerisinde çevresinden, kendisinden ve yaşamın evrelerinden koparabilir. Birey için hayat gittikçe zorlaşırken kendisi bunun farkına varmakta zorlanabilir. Fakat bu süre zarfında hasta yakınları da fazlasıyla yıpranır.

Alzheimer’ın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte hastalığın ilerleyişini yavaşlatan ilaçlar kullanılmaktadır. Alzheimer ile bilinç bulanıklığı yaşanmaya başlar. Birey;  zaman, mekân, kişi vb. algısını kaybetmeye başlar. Bu noktaya kadar diğer aile bireyleri tarafından hastalık inkâr edilse de durumun ciddiyeti hastanın artık ev halkını tanımamaya başlamasıyla acı bir şekilde fark edilir.

İşte bu noktada Alzheimer hastası olan bireylerin ailelerinin bilinçlenme ve farkındalık için terapi almaları, kendi ruh sağlıkları ve hastaya nasıl bir yaklaşımda bulunmaları gerektiğiyle ilgili bilgi sağlayacaktır.

Öncelikle yapılması gereken hastayı olduğu gibi kabul ederek; bağırmadan, inatlaşmadan iletişim kurmaktır. Hastalığın evreleri dâhilinde isimler, kişiler, olaylar, mekânlar vb. unutulacaktır. Hasta bazen kendini çocuk, bazen ergen, bazen yetişkin bazen de yaşlı zannedecektir. Kimi zaman 5, kimi zaman da 100 yaşında olabilir. Evden ne için çıktığını bilirken, birden bire kendini sokakta kaybolmuş yıllardır bildiği yerleri hiç hatırlayamıyor şeklinde bulabilir. Bu sebeptendir ki Alzheimer hastaları yalnız bırakılmamalı ve gözetim altında olmalıdır. Kimi zaman en yakınını hırsız, katil ya da bir yabancı gibi görebilir. Geçmiş zamanı hatırlamakta zorluk çekmezken şimdiki zaman artık Alzheimer hastaları için silikleşir. Kişisel öz bakım ve becerilerini yerine getirmekte ciddi zorluklar yaşayabilirler. İlerleyen zamanlarda yemek yemeği hatta su içmeyi dahi bir başkası hatırlatmazsa unutabilirken bazen de tokluk hissini yitirip sürekli aç olabilirler. Hastalık ilerledikçe her şeyden koparak yatağa bağımlı hale gelirler. Bir bebek gibi tamamen bakıma muhtaç olan Alzheimer hastaları etraflarında neyin olup bittiğini fark etmezler. Yemek yemeği tamamen bırakıp, soluk almakta da güçlükler çekmeye başlarlar. Çok sancılı bir süreç olan bu hastalık maalesef ki hasta yakınlarının beklediği gibi olumlu değil, acı ve üzüntüyle son bulur.

Yapılması gerekenler hastayla birlikte güzel vakitler geçirip fotoğraflara bakıp eskileri yâd ederek hastanın mutlu olmasını sağlamaktır. Çok zor da olsa hasta yakınlarının terapiye giderek hem kendilerine hem de Alzheimer hastası olan yakınlarına nasıl davranmaları gerektiğini ve hastalığın nasıl ilerlediğiyle ilgili bir yol izlemeleri gerektiğini öğrenmeleridir.

 

Psikolog Feza OKTAY