Makamla Gelen Şifa

Makamla Gelen Şifa

Sesler arasındaki ilişkiyi belirleyen kurallara göre melodinin biçimlendirilmesine makam denir.

Musikinin Tanımı

Musiki, Yunanca bir kelimedir. "jl1ilsi" "nağmeler”, ki" ise "ölçülü"

Anlamına gelmektedir. Yani musiki, etimolojik olarak "ölçülü nağmeler" (sesler) demektir. Duygu ve düşüncelerin sesle ifadesi olan musiki, güzel sanatların bir dalı ve en önemlilerinden birisidir.

Musiki ayın zamanda çok güçlü tesiri olan ve ses üzerinde kurulmuş bir sanat ilmidir. Bu ilim, insanın tabii bir ihtiyacıdır. İnsanın manevi duygularını, acı ve tatlı hatıralarını dile getirmektedir. Musiki, şure ve heykele kıyasla, insanın ruhuna derinliğine tesir eder; bütün müspet ve menfi heyecanları birleştirir.

Büyük İslam Bilgini İbn Sina (980-1073), Kitabu'ş-Şifa" adlı eserinde,

Musiki hakkında; "Musiki riyazi (matematiğe ait) bir ilimdir. Bu

İlmin birinci kısmında, nağmelerin (seslerin) durumlarından ve bu nağmelerin kulağa hoş gelmesi için ne şekilde birleştirileceğinden; ikinci kısımda nağmelerin arasına giren zamanların durumlarından, yani her nağmenin uzunluk ve kısalık bakımından ölçülerinden söz edilir." demektedir.

 Hoca Hafız Abdulkadir Meragi (1360-1435) "Camiu'l-Elhan" adlı kitabında ise, musikiyi; "vuruş (ika') denilen usullerden biriyle düzenlenmiş ve kulağa hoş (mülayim) gelen seslerin bir araya getirilmesidir". diye tarif etmiştir

Fransız düşünürü Jean Jacques Raussoau (1712-1778), musikiyi; "Seslerin kulağa hoş gelecek biçimde bir biriyle kaynaştırmak sanatıdır.” şeklinde açıklamıştır.

 Joseph d'Ortique (1802-1866) "Musiki lisanın tamamen ifade ~demediği bazı fikir ve güzel duyguları nağmelerle ifade etmek için, Allah'ın insanlara lütfettiği bir lisandır." demiştir.

 Alman filozofu Kant'a (1724-1804) göre, "musiki, güzel duyguları seslerle ifade etmek sanatıdır".

 Romain Roland da musikinin psikolojik tanımını şöyle yapmaktadır:

"Musiki bii- tanrı gibidir. Neşe dolu ihtişamlı ve 'hafif tatlı nefesiyle ıstırapla okşayarak yatıştırır. Hastalara ve teselliye ihtiyaçları olanlara, tesir-i ilahidir"?

 Türkiye'de Ruh Hastalıklarının Musiki ile Tedavisi

Anadolu’da daha orta çağlarda akıl hastalarının tedavisi ile uğraşan hastaneye sahip köylerin bulunduğu söylenmektedir. Birer dini sosyal kuruluş olarak ortaya çıkan tekkelerin bu konuda büyük hizmetleri olmuştur. Akıl hastalarını tedavi eden tekke şeyhleri, bunu kendilerine vazife edinmiş olduğu bilinmektedir. Bu konuda büyük araştırmaları olan, Afyon Lisesi öğretmenlerinden merhum Edip Ali Baki Bey'in 1947'de yayınlanan bir yazısında anlatıldığı gibi, bu şeyhler arasında Karacaahmet özel bir yer almaktadır. Onun adına, "Karacaahmet ulu veli Akıllanır gelen deli" mısraı ile başlayan ilahiler de yazılmıştır. Anadolu’nun bir çok köy, kasaba ve şehirlerinde onun adına tekkeler, kurulmuştur. Ocaktan yetişmiş kimseler şeyhlik yapmıştır. Karacaahmed'in kurduğu bu ocaklar, Anadolunun her tarafında yedi asır kadar varlığını sürdürmüş olduğu nakledilmektedir. Musikinin tıp ile olan ilgisi önceden bilinmektedir. İstanbul'da Fatih, Edirne'de Bayezid Bimarhaneleri'nde musiki ile ruhi tedavi tatbik edilmektedir. İstanbul'un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet, 871/147i yılında" Bimarhane-i Ebu'l-feth Sultan Mehmed" adlı bir hastahane yaptırmıştır. Edirne Akıl Hastanesi veya diğer adıyla Darüşşifayı gezen Evliya Çelebi Seyahatname'sinde aşağıdaki bilgileri vermektedir:

"Edirne-Bayezid Han Hastanesi: Bayezid Han Camisi'nin büyük avlusunun sağında bir hastane bulunmaktadır. Ayrıca Medrese-i Etıbba (Doktorlar Medresesi) odalarında mütehassıs doktorları ve talebeleri de vardır. Ama bu fakir Evliya bir şey gördüm. Merhum ve mağfur Bayezid Veli-Allah rahmet eylesin-Hazretleri vakıfnamesinde, hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve sevdalarını gidermek üzere on adet şarkıcı ve sazcı görevlendirilmiştir. Üçü okuyucu biri neyzen, biri kemancı, biri musikar, biri santurcu, biri çengi, biri çeng santurcu, biri udcu olup, haftada üç kere gelerek, hastalara ve delilere konser (musiki faslı) verirler. Allah'ın emriyle nicesi saz sesinden hoşlanır ve sükûnet bulurlar. Doğrusu musiki ilminde, Neva, Rast, Dügâh, Segâh, Çargâh, Sı1zinak makamları onlara mahsustur. Ama Zengüle makamı ile Buselik makamında rast karar kılsa, adama hayat verir. Bütün makamlarda ruha gıda vardır.

 Böylece musiki insanların dertli zamanlarında bir. arkadaş, neşeli zamanlarında bir eğlence olmakta ve bu vesileyle tıbba da tatbik edilmektedir.

Peki, hangi makamlar insan ruhuna hitap etmektedir? İşte bu sorunun cevabı şimdi açığa çıkıyor. Müziğin mecazen değil gerçekten ruhun gıdası olduğunu ve olası rahatsızlıklara nasıl iyi geldiğini fark edeceksiniz. Buyurun görelim;

·                Isfahan & Saba Makamları = Kaygıya

·                Rast & Mahur Makamları = Depresyona ve mutluluk artışına, felce ve epilepsiye

·                Nihavent & Buselik = Düşünceyi rahatlatıcı

·                Hicaz Makamı = Teskin edici ve idrar zorluğuna, cinsel hastalıklara

·                Rehavi Makamı = Baş ağrısına

·                Neva Makamı = Kadın hastalıklarına, lezzet ve ferahlık vermeye

·                Büzürk makamı =  Ateşli hastalıklara, zihni temizlemeye, vesvese ve korkuyu uzaklaştırmaya

Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Ruhi KALENDER/Ruh Hastalıkları Tedavisinde Musiki

Psk. Feza OKTAY