Musikinin Psikiyatrideki Yeri ve Önemi

Musikinin Psikiyatrideki Yeri ve Önemi

İnsan; hayvanlar, kuşlar, böcekler ve türlü tabiat olaylarından çıkan ve çeşitli anlam taşıyan tabii sesleri de düşünecek olursa, orta ya bir ahenk (armoni) topluluğunun çıktığını görür. Tabiat, tümüyle bir armoni, bir düzen ve ritimdir. Tabiattaki bu armoni kendiliğinden musikiyi meydana getirmiştir. O halde kısaca tabiatta bir armoni ve buna dayanan bir musiki yaratılmış ve vardır. Çoğu zaman duygulanmak, dinlenmek, baskıya uğramış düşüncelerimizi boşaltabilmek için, tabiata koşuyor, daha doğrusu kendimizi onun içinde bırakıyor, onu sadece gözlerimizle seyretmiyor, kulaklarımızla da dinliyoruz.

Göz kulak birleşimi olan bu algılar ruhumuza ulaşıyor; yerine göre, sonsuz bir evren içine dalarak, kendimizi adeta kaybediyoruz. Tabiat bir bütün olup, insan da onun bir parçası olduğuna göre, ondaki armoni insanda da vardır. Ruhi hayat insan armonisinin en önemli elemanıdır. Bu eleman düzenli olduğu sürece, iman günlük yaşantısı içinde ahenkli, çevresine uyarlı ve başarılıdır. Zamanla davranışlarımızdaki bozukluklar, çevrenin olduğu kadar kendi dikkatimizi de çekiyor. Ruhi armonimizde olan bu bozulma olayının anlamı ve nedeni ya içe, ya da çevreye aittir. Öyleyse musiki dediğimiz tabiatın tabii armonisini dile getiren bestelerle, bozulan bu insan armonisi niçin düzeltilemesin? Musiki gerçekten insanın ruh dengesini tekrar yeniden kurabilen, onu armonileştiren ve çevresine gereği gibi uyumunu tekrar sağlayabilen bir araçtır. Özetle musiki, kaynağını tabiattan alan sadece bir düşünüş değil, aynı zamanda düşündürücü niteliğini de taşıyan Allah'ın bir iyileştirme aracıdır diyebiliriz.

Musiki, beyin sinirlerinin faaliyetine tesir eder, acıyı hafifletir; koku, görme, his, tat guddeleri ve tansiyon üzerinde büyük rol oynar, nabız atışını artırır veya azaltır. Yorgunluğu giderir. Bugün Amerika'da hastanelerin büyük bir kısmında, ameliyattan önce ve ameliyat esnasında musiki yayını yapılmaktadır. Musiki, hareketsiz, fazla silkin olan akıl hastalarını harekete getirir; aşırılara da sükunet verir. Burada önemli olan, hastalara dinletilecek musiki eserlerinin iyi seçilmesidir. Akıl Hastanelerinde, musiki ile yapılan tedavilerde; sağa sola saldıran, bağırıp çağıran delilere hafif melodili parçalar dinletilirse bunun onlar üzerinde hiç bir tesiri olmaz. Bunun için, önce kuvvetli ve yüksek bir bando ya da davul-zurna musikisi ile başlamak, hastaların dikkatini bunun üzerine çekmek ve yavaş-yavaş musikinin şiddetini hafifletip, gayet yumuşak parçalara geçmek gerekir. Musiki, çok sinirli bir hastayı uyutursa, bu hastanın sükunet bulduğunu ve rahatladığını gösterir. Böylece musiki normal insanların ruhlarında olduğu gibi, ıstıraplı ve hasta ruhlara da hitap eder.

Eski Yunan'da

Eski Yunan'da akıl hastalarını; banyolar, musiki, beden hareketleri ve bir takım benzeri metotlarla tedavi edilmişlerdir. Hastalar güzel bahçelerle çevrili binalarda oturtulmuş olduğu kaydedilmektedir. Hipokrat (M.Ö. 480-337), ruh hastalıklarının diğer hastalıklar gibi, birer tabii sebepten ileri geldiğini söylemiş ve ruh hastalarına göre tapınaklarda musiki parçaları dinletmiştir.

Yine Eski Yunan'da musikiyi, bütün faziletlerin kaynağı saymışlardır. Onlara göre musiki, ruhumuzu terbiye eder ve temizler. Olimpos dağında Tanrıların şereflerine verilen konserlerde dans edilmiştir. Eflatuna göre musiki, son derece önemli bir araç olarak insanın ahlakını ve huylarını değiştirebilir. Bergama'daki eski hastanede bilinen vesikalar, Yunanlıların musikiyi

bazı fiziki ve manevi ıstırapları yatıştırmak için kullandıklarını göstermektedir.

İslam’da ve Türkiye'de

Ruh ve beden eğitimi, eğitimin temelidir. Musikinin ruh eğitiminde çok önemli bir yeri vardır. Dinler ve özellikle bunlar arasında İslam Dini, musikiye layık olduğu değeri vermiş ve onu Kur’an’la,